Bugün 26 Şubat 2021 Cuma
Muffin (kek). Köpeğim. Goldin Cinsi..üç Yaşinda. Aile Bireyimiz.
Daha önce ki yazılarımda siz okuyucularıma köpeğimi anlatacağımı söylemiş tim. Sanırım zamanı geldi. Küçük bir rahatsızlık sonucu engelli olduğumu (beyin kanaması sonucu sol tarafımdan felç) biliyorsunuz. 2014 yılında geçirdiğim bu rahatsızlığım devamında çeşitli hastanelerden tedaviler aldım. Rehabilitasyon seanslarına katıldım. Fizik tedavi uygulamaları da gördüm. Benim yaşadığım rahatsızlık bir çoğunuzun aşağı yukarı fikir sahibi olduğu gibi beyin hücrelerinin zarar görmesi nedeniyle kısa sürede toparlanma imkanı vermeyen uzun vadeli bekleyiş süreci gereken bir durumdu. Ne kadar beklenecek? Cevabı olmayan bir soru başlığıydı. En önemli faktörlerden biri hastanın kendisiyle barışık olması, farklı uğraş alanları, meşguliyetler belirlemesiydi.
18.02.2021İlhami HAN - info@duzceobjektif.comYazi Arşivi
Tam bu kısımda görevi nedeniyle yanımızda bulunmayan, bulunamayan kızım ASLI babam’a terapi olur, onunla oyalanır, neşelenir diye bana konu başlığı yaptığım muffin(kek) adlı köpeği hediye etti. İyi ki de etti. Birbirimize öyle adapte olduk öyle alıştık ki şuan birbirimize gönülden bağlı, birbirimizi görmeden, dokunmadan, sarmaş dolaş olmadan yapamıyoruz diyebilirim. Tabi ki itiraf etmeliyim ki hayata bakış açım fevkalade bir anlam kazandı.
ONLAR “DİLSİZ CANLILAR…”!
Daha önce ki yazılarımdan fikir sahibi olduğunuzu düşünüyorum. Yapı olarak zaten hümanist bir kişiliğe sahibim. “Muffin”le ilişki kurmakta hiç zorlanmadım. Yapı ve cinsi gereği tam bir sevgi, ilgi canlısı muffin. O yüzden çok çabuk adapte olduk birbirimize. Hislerinin de çok kuvvetli olması işimizi kolaylaştırdı. Hayat felsefem olarak ‘’dilsiz canlılar’’ diye tanımladığım, ilmi olarak da Yaradanımız’ın ‘’ dilsiz kullarım’’ diye bize bildirdiği hayvanlara karşı zaten hassas bir bakış açısına sahibim ki. Bu durum muffin le zirve yaptı diyebilirim.
 Şöyle ki sabahları bensiz kahvaltı yapmayan ağzına tek lokma almayan bir arkadaş. Ekmeğimizi bölüştüğüm bir dost, arkadaş. Biraz detaya girecek olursam benim uyandığımı hisseden (ki bunu eşim mutfakta kahvaltı hazırlarken onun tepkilerinden kalktığını anlıyorum diye bana söylemişti.) Yatak odasında uyanıp giyinip, ihtiyaçlarımı giderip( lavoba vs.) mutfağa yöneldiğim de, mutfak kapısını açıp içeri girdiğimde balkon camından bana abartmıyorum gülümseyen muffin (köpek gülümser mi? hadi be diye düşünebilirsiniz. Evet gülümsüyor hem de muzip muzip. Sanki nerde kaldın be İlhami bakışı ile. Bu anlatımımı abartılı bulanlarınız olabilir. İspatlamaya hazırım.
Kendi kendime ihtiyaçlarımı giderebilen bir kıvama geldiğim için, eşim zaman zaman ihtiyaçlarımızı karşılamak için dışarı çıkıp merkeze gidiyor. Evde yalnız kalabiliyorum. Eşimin evde beni yalnız bıraktığını bilen muffin hemen kendi planını uygulamaya başlayarak ikimizin bildiği ses tonunu kullanarak balkon camından adeta ‘’ hadi İlhami terapi zamanımız. Yanıma gel ‘’ mırlamalarına başlıyor.Balkon dedim.. muffin evimizin mutfak kapı çıkışlı yaklaşık 30 metrekarelik veranda tarzı tasarımlı balkonda kendisine özel yapılmış merdivenleri kullanarak ihtiyaçlarını giderebileceği( hacet, bahçe turu, misafir karşılama, oyun aktiviteleri vb)merdiveni kullanarak inip çıkabildiği içinde kendisine münhasır yeğenim Selim HAN tarafından titizlikle dizayn edilmiş her türlü koruma ve konfora sahip bir otantik çadır evin de sahibi.İniş çıkışlarını yatma pozisyonlarını takip ettiğim için muffin de ona verdiğimiz özgür bağımsız davranışımız dan mutlu ve huzurlu. Dolayısıyla onun huzurlu olması otomatik olarak bizi de mutlu ediyor.
“MUFFİN SEVGİYE DOYMUYOR…”                                        
Aslında aile boyu sevgimizi sınırsızca kendisine vermemize rağmen hep daha fazlasını isteyen bir karakter yapısına sahip bir kız muffin. Sevgiye doymuyor desem abartmış olmam.. Halk arasında ki söylemle tam bir sevgi pıtırcığı. Yaklaşık üç yıllık beraberliğimizde iyi bir analist olduğunu ve etkisine alarak yönlendirdiğini net olarak söyleyebilirim. Bazen fiili hamlelerle bazen bakışlarıyla bana istediği her şeyi yaptırabiliyor. Kendiside bunun farkında.
Gelelim terapi kısmına: yüz de yüz emin olarak iddia edebilirim ki yaşanan her şeyin farkında, söylenilen her şeyi anlıyor sadece bizim anladığımız şekilde cevap veremiyor. Hisleri tahmin edebileceğiniz den kuvvetli. Bunu bir örnekle pekiştirmek istiyorum. Hareketsiz yaşamım, aldığım ilaçlar nedeniyle bazen karın ağrısı çekebiliyorum. Ki bu durumumu ne evdekileri ne çevreme ajitasyon şeklinde yansıtmayan bir yapıya sahibim. Bir akşam şiddetli diyebileceğim bir karın ağrısı çekiyordum. Ama bunu ne ıhlama ne sözle birilerini telaşe sokmadan kendi kendime odamda yaşıyordum. Sonra eşimden bir mide ilacı istedim.Eşim mutfağa ilaç almaya gidince (meskün mahalde bahçe içinde müstakil evde ikamet ettiğimiz için mutfağa bağlı veranda cam perdelerini kapatmaya gerek duymuyoruz Kapatmama nedenlerimizden biri de muffin’in veranda penceresinden istediği zaman içeriyi görebilmesi, kendini dışlanmış hissetmemesi bakış açımızdı.Şimdi niye evin içine almıyorsunuz diye içinizden geçirenler olabilir .1-hijyen şartlarına dikkat ettiğimiz için, 2- Hayvanın doğası gereği özgür yaşaması hareketlerinin kısıtlanmaması adına diyebilirim. Kaldı ki oda bu halinden oldukça memnun görünüyor. Evet hisleri çok kuvvetli demiştim ya ben aslında sesli sessiz bir negatif tepki vermememe rağmen o hissetmiş camdan iç kısma boynu bükük şekilde bakarak tahminen üzüntüsünü dile getirmeye çalıştığı tonu farklı bir mırlamayla farkındayım diyordu adeta. Eşim durumu anlatınca ve ilacımı alıp hemen mutfak camına yöneldim. Beni iyi görmesini istedim. Tam tahmin ettiğim gibi beni görünce doğruldu belki inanmayacaksınız ama yüzünde bir gülümseme oluştu. Kafasını bir iki okşayarak iyiyi kızım hadi sen git yatağına yat komutumla direkt yatağına gitti. Ben şöyle yorumladım. Bana senin durumunun farkındayım mesajı vermek istedi. Verdi. Sonra beni iyi görünce sakinleşti.
BU DÜNYA BİZİM KADAR ONLARINDA “DÜNYASI”
Sonuç olarak toparladığımda hep iddia ettiğim bu dünya bizim kadar onlarında dünyası.. Konuşamıyor olsalar da onlarında hisleri olduğu, duyguları olduğu ve bizleri anladığını düşünüyorum.
Son olarak Hz .Ömer (r.a.) bir söyleminde ‘’ benim halifelik yaptığım (idarecelik) bu dönemde Fırat kıyısında bir koyun kaybolsa yada açlıktan bu dilsiz canlılar telef olsa hesabı benden sorulur. Maazallah’’ diyerek biz insanların Rabbimizin ‘’dilsiz kullarım’’ dediği hayvanlara verdiği önemi ve değeri anlatmaya çalışmıştır.
Ve yine hepimizin bildiği duyduğumuz ve şahid olduğumuz başka bir söylemde şöyledir. ‘’Bir köpeği 3 gün besle sizi 3 yıl unutmaz, bir insana 3 yıl yardım et besle koru seni üç günde satar unutur’’
Aile bireylerimizden parçalarımız olan hayvanlarımıza hatta yaban hayvanlarına bu kış günlerinde daha itinayla davranalım. Onları aç susuz barınaksız bırakmayalım lütfen
Saygılarımla.
 
 
Tüm Yorumlar
SEMİH KARA21.02.2021-01:13:53 ÇOK ANLAMLI BİR YAZI.ANLAYANA.ilhami bey çok teşekkür ediyorum.
SEMİH KARA21.02.2021-01:13:02 ÇOK ANLAMLI BİR YAZI.ANLAYANA.ilhami bey çok teşekkür ediyorum.
1

Tüm Yorumlar

 
Öne Çıkanlar
Arşiv
Anasayfa
Foto Galeri
Videolar
Köşe Yazarları
Hakkımızda
Reklamlar
Editör
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright © 2021 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.