Bugün 24 Ocak 2021 Pazar
Pakmaya Yeni Yıl Kutlama
Güven
T.D.K. iki başlık altında açıklamış. 1-Korku, çekinme ve kuşku duymadan bağlanma duygusu. 2-Bir şeyden umulan, beklenen niteliğe inanıp ona göre davranma, beklenti….
11.01.2021İlhami HAN - info@duzceobjektif.comYazi Arşivi

Ben de direkt bir kalıba sokarak tarif edemememe rağmen beş harften oluşan bu kelime zamana, kişiye ve mekana göre farklı anlamlar ihtiva edebilen sadakat vb. gibi adlarla da tarif edilebilen, kişisel olduğu kadar ulusal, uluslararası alanlarda negatif yada pozitif sonuçlarla kendini gösterebilen evrensel bir duygu fiildir diye düşünüyorum..

Tıpkı : bakmak, görmek, gülmek, hapşırmak, dokunmak ağlamak gibi…ve iyi takip edilip yönetilmediği zaman da gerekli müdahalelerin yapılmaması halinde telafisi zor tahribatlar yaptığı da bilinen bir gerçektir. Yine inancım gereği temelini manevi boyutla da ele alarak ahlaki bir değer olduğunu da söyleyebilirim.

İnsanların değer yargılarını direkt etkileyen bir fiil üzerinden yola çıkarak doğru kullanıldığında da pozitif geri dönüşler olduğunu da gözlemlerimle teyit ettim. Mesela ilk aklıma gelen muhtemelen hemen herkes tarafından bilinen bir reklam spotu vardı ‘’ Müşteri kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim’’ demişti Robert Bosch. Orda müşteri diye ifade etmek istediği müşterinin güveniydi. Hatırladığım kadarıyla çok tutmuş bir slogandı. Hatta birçok bağlı firma bu sözü çerçeveleterek mağaza duvarlarına gururla asmışlardı.

Öyle çok çok gerilere gitmeye gerek yok…Dedelerimiz, hatta babalarımız alışverişlerinde sadece şu zaman öderim der çıkarlardı. Ne bir senet ne bir kefil söz konusu olmazdı. Sistem böyle yürürdü. Ve sorun çıkmazdı. Yani üstede değindiğim gibi işin ahlaki boyutu bunu gerektiriyordu. Oysa günümüzü değerlendirelim.Farkı anladınız değimli?. Manevi eksikliklerimiz, hırslarımız bizi maalesef adı Güven olan fiilli yanlış kullanmamıza sebep oluyor.

İyi servis edilen bir Güven fiil davranış şeklinin karşı tarafa pozitif bakış açısı da sunduğuna şahit olmuşumdur.

Ben yaşamım boyunca her alanda GÜVEN’ meyi seçen biriydim. Zarar gördüğüm, yıprandığım vaka’lar olmadı mı? Elbette oldu. Ama ben yaşam tarzım olarak belirlediğim bu tavrımdan vazgeçmedim. Geçmeyi de düşünmüyorum.

Sosyal medyalarda ya da çeşitli ortamlarda hemen hepimizin duyduğu bildiği adı ne olursa olsun bir takım teori söylemlerini ‘’ Evrene iyi mesaj ve dilekler yolla ki sana dönsün’ ‘kuantum teorisi ve benzerleri gibi. Ve bu gibi teorik söylemleri bir yana bırakarak davranışlarımıza fiilen taşımak en doğru şekildir diye düşünüyorum.. ben öyle yapmaya özen gösteriyorum..

Yaşamım boyunca intikam duygularını beslemedim içimde. Kin nefret tabirlerin den uzak durdum. Kırılıp üzülmedim mi? Yaralanmadım mı ? Elbette zararlar gördüm. Ama bu durum beni yolumdan döndüremedi hiç. Hani manevi bir söylem vardır ‘’ veren el alan elden üstündür’’ bakış açısını ilke edindim. Kimseye lanet, bela okumadım. Bildiğim inandığım adımlarıma devam ettim… Bu davranış ve yaklaşım şeklimle de başkalarına kendilerine çeki düzen verme fırsatı verdiğimi de düşünüyorum ve gördüm.

Buna dair yaşanmış çarpıcı bir anekdotu özellikle bahis konusu yapacağım…Özel ve Kamu olmak üzere çalışma hayatıma bazen değinmiştim.

1-Kamu ayağı: Amir pozisyonun da bulunuyordum. Ekip arkadaşlarıma kendimce geliştirdiğim bir otokontrol sistemiyle kendi sorumlu olduğu alanlar da onlara güvendiğimi telkin edip sorumluluk verdim. Elbette çürük yumurta çıkmadı mı? Çıktı tabi ki ancak genel sonuçlara aktığımda başarılı bir şekilde pozitif net sonuçlar getirmişti. Arkadaşlarımın da bunu teyit edeceğine adım gibi eminim.

2-Özel bir firmanın(kurumun) içinde ciddi para trafiğinin döndüğü satış sorumlusuydum . Yaşamımın en büyük kazanımları olarak kabul ettiğim (adeta hazinelerim) her biri birbirinden değerli çok arkadaşım ve dostum var. Evet para trafiğinin muhasebesini ancak akşam yapabiliriz  raporuyla netleştirebiliyordum.Daha açık ifade etmem gerekirse basit bir masa çekmecesinde içinde ne kadar para olduğunu anlık bilmediğim bir çekmece işte.. Arkadaşlarım da sık ziyaretime gelir bu durumu bilirlerdi. Bir gün yanıma o günlerde işi çok düzgün rayında olmayan bir arkadaşım gelmişti. Benim acil olarak merkeze gitmem gerekiyordu. Arkadaşıma bir 10-15 dakika dükkan da durabilirsen bir merkeze gidip geleyim dedim. Oda tamam git ben buradayım merak etme dedi. Neyse gittim geldim. Akşamda Z raporunu aldığımda hiçbir sorun yoktu. Bir sonraki gün başka bir arkadaşımın samimi uyarısıyla karşılaştım. Bana “ya sen kafa yı mı yedin burayı kime bırakıp gidiyorsun” dedi. Bende sorun yok dedim..Evet durum aslında şuydu: Arkadaşımın durumunu biliyordum ama şöyle düşünmüştüm.Bak ben sana güveniyorum. Kendimce onunda şöyle düşüneceğini varsaymıştım. Muhtemelen de öyle oldu. Zira şeytana uyup kasadan bir miktar alsaydı bunu benim anlamam nerdeyse imkansız dı. Evet o da “ya İlhami bana güveniyor ben bu güveni sarsmamalıyım’’ diye düşünmüştür ve kendisine güvenin tazelemiştir beklentisiyle öyle hareket etmiştim. Sanırım tahlili ve tarzım iyiydi.

SONUÇ OLARAK BİRBİRİMİZE GÜVENMELİYİZ’İ SAVUNANLARDANIM…

SAYGILARIMLA.

Tüm Yorumlar
Şuan Kayıtlı Bir Yorum Bulunmamaktadır.İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Tüm Yorumlar

 
yeni yıl
Öne Çıkanlar
Arşiv
Anasayfa
Foto Galeri
Videolar
Köşe Yazarları
Hakkımızda
Reklamlar
Editör
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright © 2021 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.