Bugün 05 Temmuz 2020 Pazar
Medya Şiddeti Özendiriyor Mu?
İnternet ve çevrimiçi teknolojiler günümüz dünyasının en popüler iletişim araçları olarak günlük yaşamın vazgeçilmezleri arasında yerini aldı.
09.06.2020Doç. Dr. Süleyman DOĞAN - dogansuleyman1@hotmail.com)Yazi Arşivi
Bu teknolojik araçlar özellikle gençler ve üniversite öğrencileri arasında daha da yaygın olarak kullanılmaktadır. Kitle iletişim araçları dediğimiz karmaşık yapı içinde hiç şüphesiz en önemli yeri medya dolduruyor. Bugün bireyi neredeyse yediden yetmişe en çok etki altına alan internet, televizyon, sinema, gazete ve cep telefonu gibi iletişim araçlarıdır. Bu araç ve gereçler ne ölçüde doğru, zamanında ve yerinde kullanılıyorsa bireyin beden ve ruh sağlığına faydalı, aksi durumda ise o nispette zararlı olmaktadır.
Çocuklara medyada şiddet sunumu!
Medyada artan şiddet içerikli haber, reklam ve filmler çocuklar ve gençlerdeki saldırgan davranışları artırmaktadır. Medya çocukların yaşantısında örgün eğitimden daha fazla etkili olmaktadır. Mama reklâmları, anne sütü alma oranlarını düşürmekte, reklamlarda çocukların kullanılması tüm ailede psiko-sosyal sorunlara yol açabilmektedir. Teknolojinin gelişmesi ile kitle iletişim araçları hayatımızın hemen her alanına girmiş özellikle genç nüfuz üzerinde düşünce ve davranışlara yön veren en etkili araç haline gelmiştir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, nüfusun yarıdan fazlasını oluşturan 18 yaş altı çocuklarımızın ve gençlerimizin gelişmelerden olumsuz etkilendiğini göstermektedir. Yapılan 3 bin 500’den fazla bilimsel araştırmada medyadaki şiddet ile saldırgan davranışlar arasında ilişki olduğu gösterilmiştir.
Eğitimciler uyarıyor
Şiddet konusunu medya abartıyor. Toplumun genelinde şiddet ne kadarsa okullarda da o kadar şiddet var. Eğitimcilerin en çok şikâyet ettiği konulardan biri de televizyonlarda yayınlanan şiddet içerikli mafya dizileri. Mafya dizileri şiddeti özendiriyor ve zımnen teşvik ediyor. 3 bin 500 denek üzerinde yapılan bir araştırma çocukların yüzde 15’nin çeşitli suçlara bulaştığını gösteriyor. Daha kaygı verici olan gelişme ise suç işleme yaşının 7 yaşa kadar düşmüş olması.
Medya empoze ediyor!
Medya insanların neye, nasıl ve niçin ihtiyaç duyduklarını öğretmekte, dikte etmekte, şartlandırmaktadır. Neye, nasıl ve niçin tepki gösterip göstermeyeceklerine, neyin kendileri için yararlı veya zararlı olduğuna karar vermekte ve bunu derhal onların zihinlerine şırınga etmektedir. Emperyalist dünya sistemini İslam tehlikesinden korumak için "İslamcı terör" aldatmacasına başvuran medya, İslam'a yönelmeye başlayan kitleler ile Müslümanlar arasına set çekmeye çalışmakta, bunun için her türlü çirkin yola, karalama kampanyalarına tevessül etmektedir. Müslümanlara ilişkin yayınlarında hiçbir ahlaki prensip, basın-meslek ilkesi gözetmemektedir.
Medya safiyeti öldürdü!
Bu patlayan adeta çöken dünya, postmodern çağımızı tanımlayan o her yerde hazır ve nazır medya sayesinde o kadar küçüldü, birbiriyle o kadar içiçe geçti, o kadar klostrofobik bir hal aldı ki, gezegenimizde şöyle ferah bir yer pek kalmadı. Batı kaynaklı global uygarlıkla İslam arasındaki anlaşmazlık, kültürler arası çatışmanın ötesinde, ırkların karşı karşıya gelmesinin ötesinde, dünyaya iki farklı yaklaşım, iki karşıt felsefe arasında doğrudan bir çatışmadır. Batı'ya dinamik enerjisini veren şey bireyciliktir, hükmetme arzusudur, bir tüketim felsefesidir. Tarihte hiçbir şey Müslümanları Batı medyası kadar tehdit etmemiştir; ne Ortaçağ'daki barut, ne tren ve telefon, hatta ne de kendi ulusal havayollarını kurmak için kullanmasını öğrendikleri uçak. Bütün büyük dinler tarafından savunulan sükunet, dünyadan elini eteğini çekme ve
meditasyon, medyanın kesinlikle teşvik etmediği şeylerdir. O halde gezegenimizde yaşayan insanların çoğunluğu için bu göz kamaştırıcı imajlar, tehlikeli hayallerden başka bir şey değildir. Bu hayaller hiçbir çözüm getiremezler; ama yaydıkları arzu ve gıpta duyguları aracılığıyla halinden hoşnut olmayı, sabrı ve dengeyi, yani geleneksel toplumların artık rahatlatma ve yatıştırma gücünü yitirmiş olan erdemlerini yok edebilirler.
İnternetin çocuğu!
Medya şiddet bilinçli veya bilinçsiz özendiriyor. Televizyonlardaki şiddet içerikli dizi ve filmler özellikle çocukları ve gençleri olumsuz etkiliyor. Manevî boşluk ve moral değerlerden uzaklaşılması gençleri kötü alışkanlıklara itiyor. Şiddetin kaynağının temelinde sevgisizlik ve şefkatsizlik vardır. Çocuklar ebeveyn ve öğretmenlerden sevgi, şefkat ve ilgi bekliyor. Çocuklarla kim ilgilenirse çocuk adeta onun çocuğu oluyor. İnternetle fazla ilgilenen çocuk internetin çocuğu oluyor. Böylece çocuğu internet eğitiyor. Şiddet içerikli dizi filmlerindeki başrol karakterini çocuklar ve gençler rol model alıyorlar. Uygun olmayan içerikteki programların, şiddetin engellenmesinden çok, yaygınlaşmasına ve olağanlaşmasına neden olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Medyada çıkan şiddetle ilgili her türlü yayın çocuk ve gençlerin bilinçaltlarına farkında olmadan işlenmektedir. Küçük bir sorun çıktığında çözüm olarak çocuklar ve gençler bilinçaltından meseleyi çözmek için şiddete müracaat etmektedirler.
Kültür emperyalizminin ilk hedefi gençlerdir. Bunun temel sebepleri gençliğin büyük bir kısmının apolitik ve bilinçsiz oluşudur. Kültür emperyalizmi yemek kültürlerinden müzik kültürlerine kadar hepsini gençliğe çekici kılarak amaçlarının bir kısmına ulaşmış olmaları geleceğimiz açısından son derece düşündürücüdür. Toplum nazarında Batıya ve Kuzey Amerika’ya karşı hayranlık uyanması sonucu zamanla toplum kültürünü unutur, bu sırada kendi kültürlerini empoze ederler ve emperyalist devletlerin egemenliği altına girer veya sömürü için gerekli ortam sağlanmış olur. Toplum kültürlerinden yalıtılır ve kendilerine ait bir değer onlara utanılacak bir şeymiş gibi gelir. Buna örnek olarak İslam ülkelerinde gelecek vaat eden gençleri emperyalist ülkelere götürüp burslu eğitim adı altında Batı ve Kuzey Amerika kültürlerini onlara empoze etmelerini gösterebiliriz.
Medya kendine çeki düzen vermeli ve iyi ve düzgün işleyen kendi içinde otokontrol sistemini etkin bir şekilde çalıştırmalıdır. Medyanın üzerine düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getirmelidir.
Tüm Yorumlar
Süleyman Doğan20.06.2020-22:18:15 Kelam Şahin Bey merhaba, öncelikle ilginiz için teşekkür ederim. Sizin hassasiyetinizi de anlıyorum. Basın şu anda özellikle de yazılı basın zor durumda. Basın mensuplarınında meselesiyle ilgilenmek lazım. Benim burada ortaya koyduğum ve Erol Tayhan beyinde belerttiği gibi RTÜK görevini yapmalıdır. Şiddeti özendiren yayınlara geçit vermemelidir diye düşünüyorum.
kelam şahin20.06.2020-18:31:39 Basının tamamını aynı kefeye koymak doğru olmaz Süleyman bey. Medyanın içinde bulunduğu sıkıntıya da bir eğilseniz iyi olur hocam. Bu konuda da bir yazı yazmanızı bekliyorum. Sakarya'dan arıyorum. konu dikkatimi çektiği için okudum yazınızı. Teşekkür ediyorum.
Erol Tayhan20.06.2014-11:51:31 Medyanın görüntülü yayın bölümü olan Tv'leri denetleyen bir RTÜK var. RTÜK'de görevini yapmalı. İşi denetim olan RTÜK İYİ GÖZLEM YAPMALI, toplumun her kesimini ilgilendiren yayınları iyi bir süzgeçten geçirmeli. SİYASİ bakmamalı. Evrensel insani ahlaki ve gerekirse İslami, dini ve hukuki bakmalıdır.
1

Tüm Yorumlar

 
PAKMAYA
Arşiv
Anasayfa
Foto Galeri
Videolar
Köşe Yazarları
Hakkımızda
Reklamlar
Editör
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright © 2020 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.