Bugün 19 Eylül 2020 Cumartesi
Bayram “kalbi” Değiştirmektir..!”
Bu “ramazan” ayını nasıl geçirdiysek peşinden gelen bayramın da farklı olmasını beklemek hayal olurdu zaten.Kuraldır bu..! “Nasıl başlarsan öyle devam edersin.” Nihayetinde de öyle oldu.Bu bayramı tarihte ilk kez evlerde geçirdik..!
03.06.2020Erol TAYHAN - eroltayhan@hotmail.comYazi Arşivi

Çin’in Wuhan şehrindeki “Huanan” isimli bir deniz ve et ürünleri pazarından kaynaklandığı sanılan bu yeni Corona Virüsü (Covid-19) ile ülke olarak ilk vakanın görüldüğü 11. Mart.2020’den bu yana tüm dengeler adeta yerle yeksan oldu..!

Asırlardır devam eden usul -adap, gelenek -görenek, kural -kaide ne varsa çok şey altüst oldu..!

“CAMİLER KAPANACAK” DENİLSE..!

Koronadan önce biri size “Camileri kapatıyoruz. Cuma namazı da vakit namazları da bundan böyle camilerde kılınmayacak, cemaatla namaz kılmak yasaklanıyor.Minarelerde sadece ezan okunacak ilanlar yapılacak camilere girilmeyecek, bayramda da arife günü dahil 4 gün sokağa çıkma yasağı uygulanacak, bayramı da evlerde geçireceğiz…” gibi sözler sarf etmiş olsaydı ne düşünürdünüz, neler söylerdiniz..! “Hayali dahi ömre bedel” derdik değil mi..!

Ne oldu işte “olmaz dediğimiz” çok şey oldu…! Demek ki büyük konuşmayacakmışsınız! Atıp tutmayacaksınız.Her şey olabiliyor muş bu dünyada..! Hele Türkiye’de..!

Cuma’sız cami ve cemaatsiz. Teravihsiz “ağır-aksak” kırık-dökük geçen bir mübarek ayın ardından gelen bayramında farklı olması beklenemezdi…

Arife günüyle birlikte dört günlük bayramda dahil olmak üzere uygulanan “sokağa çıkma kısıtlaması (yasağı)” bugüne kadar hiç rastlanmamış bir uygulama şekli olarak tarihteki yerini aldı. Bu bayram asırlardır devam eden “bayramı bayram yapan eylemlerin bir anda rafa kalktığı” bir bayram olarak anılacak. Bugünleri yaşayan bugünün insanları; bundan sonraki nesillere bugünleri aktarırken karşı tarafı inandırmakta bir hayli zorlanacaklardır: “Herkes çoluk-çocuk; ağzı -burnu, adına maske denen “bir karış çaput” ile bağlı olarak yaşamak zorunda kaldık..! Bayramı da evlerde geçirdik..!”gibi..

Bundan sonra da nasıl bir gelişmeye maruz kalacağımızı Allah bilir..!

Bu ramazan bayramı; büyükler ziyaret edilmeden, el tutmadan kucaklaşmadan; çocuklar harçlıklarını alamadan durağan bir şekilde uzaktan “bayramınız mübarek olsun veya iyi bayramlar” temennisiyle geçti..!

“Bayram namazı” kılmadan, konu komşu ve akrabaların taranmadan; başladığı gibi evlerde devam edecek.! Şeker çikolata ikramı başka bayramlara sarkacak…Düzce’nin dününü bilmeyen “sonradan Düzceli biri”leri tarafından “modası geçmiş kolonya” denilerek sözde aşağılanan Düzce Kolonyası en üst raflarda yerini bulacak..!Bu vesileyle de Düzce Tütün Kolonyası’nı dünyaya tanıtan Servet Bucurgat abimizi de rahmetle anıyoruz.O’nun hayatı hep üretmek ve hep ikramla geçti Mevlam mekanını cennet eylesin..!

Cadde ve sokaklar rengarenk kıyafetlerle ellerinden tutukları çocuklarla cıvıl cıvıl koşuşturan ailelerle dolup taşmayacak…Bu arada “bayram harçlıkları da başka bahara kalacak..!

Sabahın alaca karanlığında bayram namazı için camilere akın eden çoluk çocuk genç ihtiyar, her bayram caddelere taşan camilerde kıldığı bayram namazını es geçerek bu defa sessiz sedasız evlerde kahvaltı yaparak bayramı karşılayacak.

EVLERDE BAYRAM NAMAZI MI..!

Bugüne kadar özellikle bayram namazı hutbelerinde “bayram namazı cemaatle kılınan vacip bir namazdır, ferdi kılınmaz” diyen imam-hatiplerimizin bu defa Diyanet İşleri Başkanlığı(DİB) ve yaygın medyada iftar-sahur programı yapan ilahiyatçıların “evde bayram namazı kılma dersi vermesini” şahsen ben anlamış değilim.! Birçoğunuzun da bu konuda kafanızın karışık olduğunu düşünüyorum. Tabii “başa gelmeden hükmün yerine getirilmeyeceği” kuralını da dikkate alarak saygıyla karşılamış olmama rağmen “farz olan Cuma namazını evlerde kılmadığımıza göre” vacip olan bayram namazını da bu bayram “evlerde kılınabileceğini” anlatmanın DİB’in bu işte hazırlıksız yakalandığını düşünenlerdenim.Bayram akşamı “bayram namazı evlerde böyle kılınır” diyerek provası yapmanın benim gibi çok kişiyi tatmin etmediği kanaatindeyim.Demek ki her kurum görevini “layık-ı veçhile” yapmadığında nasıl bir “kaos” yaşanabileceği ve nasıl bir “güven zaafına yol açacağına” hep birlikte şahit oluyoruz..Bu, halkın en duyarlı konuları arasında yer alan “dinin iyi anlaşılması ve uygulanması” başta olmak üzere sağlık, ekonomik, sosyal, eğitim ve kültürel hadiselerin de iyi yönetilmesinin halkta yaratacağı güven zaafının gelecek açısından da telafisi mümkün olmayan sonuçlar yaratacağı unutulmamalıdır…!

Bazı dersleri “az bir zararla” atlatırsak bunu “kazanç” saymalıyız..!

Burada “eleştiri” mekanizmasını “karalama” yöntemine çevirmeden değerlendirmemiz gerekiyor..! Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) devletin bir kurumudur…Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da eleştirilebileceği unutulmamalıdır. Dine olan saygımız saklı olmak kaydı ile “doğruya yanlış; yanlışa doğru” deme lüksümüzün de olmadığının bilinmesi gerekir. Her kurum işini en iyi şekilde yapacak; ama Diyanet’te işin en iyisini en doğrusunu yapacak, yapmalıdır..Hatayı asgariye indirmek zorundadır Diyanet..! DİB bir anlamda diğer kurumlara da topluma da örnek” olmak zorundadır..! Diyanet “güven kaybetti mi” çatırdama başlar..! “Dini” anlamda birilerinin sağa sola saçılmasının faturası yarın DİB’e çıkarsa o yükün altından kalkılmaz.

“BAYRAM” EVE DE SIĞAR…”

“Evde kal, hayat eve de sığar” söylemini beynimize kazıdığımız kuralın bugün bayram dolayısı ile kendi kendimize “evde kal, bayram eve de sığar” şekline dönüştürmüş olacağız..! Kısıtlamalı bir bayramın “son” olması niyazımızdır. Konuyu: “Evde kal, BAYRAM eve de SIĞAR!” diyerek kapatalım..!

Bayramda “bayramın ifade ettiği manayı” açıklamak usuldendir. O yüzden bu bayram yasaklar ışığında bir gerçeğin daha tescil edilmiş olduğuna tanıklık ediyoruz.

Asıl bayram “muhakeme ve muhasebe” demektir.

EVLERDE “MUHAKEME ve MUHASEBE” ŞART..!

Bu bayram herkes evlerde sakin bir ortamda yaşamaya mahkum olmuşken önce “manevi anlamda aynaya bakmalıyız..”

“Nerde hata yapıyoruz, Ne eksiğimiz var. Nerdeyiz..!”

Paranı, malını mülkünü hesaplıyorsun, bir karış yer için silah patlatıyorsun. Kalp kırıyorsun. Çok hassas bir konu; ona bakarsan :“Kalp kırmakta bomba atmak gibidir..!” Herkes bu gerçeği anlasa ülkede kavga mı olur!

… … …

Dinde bayramın ifade ettiği manayı “müslümanım” diyenler anlamış olaydı “halkı Müslüman olan ülkeler, veya Müslüman guruplar böyle mi darmadağınık olurdu!

Bayramda “manevi” muhasebe yapmayan imanını tazelesin..! Aslında zaman zaman kendi kendimizi sıygaya çekmemiz, geleceğimizi planlamamız ve geçmişimizi sorgulamamız gerekiyor. En azından bu bayram evlerde böyle bir muhakeme ve bir düşünce atmosferine dalmayı deneyelim.

“Korona” yasakları buna fırsat açtı aslına bakarsanız. Virüsün yayılmasını önlemenin yolunun “sosyal mesafe” olarak ifade edilmesinin altın da “ferdi” yaşam “ferdiyetçilik” ön plana çıkıyor.

İnsan olgunlaşmadan zirveyi bulamaz.

Bayramlar bir değerdir. Hele pek ele geçmeyecek özellikteki bu bayramın “yasaklar” ışığında bünyemize kattığı “sorgulamayı bir an evvel yapmamız gerekiyor.

KALIBIN DEĞİŞİMİ DEĞİL KALBİN “YENİLENMESİ..!”

Değişim anında olmaz..! Bir süreç işidir. Ramazanda başlayan değişim “bayram”da zirve yapar. Kalbin değişimi, yenilenmesi, kirlerden paslardan, kötülüklerden kötü niyetlerden, hasetlikten -fesatlıktan “arınması” anlamı taşır bir anlamda bayram..!

Burada “kalıp”la “kalbi” birbirine karıştırmayalım. Kalıp, gelip geçicidir. Kalp öyle mi ya..! Vücudumuzun ana organı. Durdu mu vücutta iflas ediyor. Binalarda beton için kalıp yapılır beton donunca sertleşince kıvamına gelince “kalıp atılır..!” Kalıbın önemi “geçici” olmasında saklıdır. Kalıba kanmamak lazım.

Hani “yılanın- cıyanın derisini değiştirmesi” gibi bir şey kalıp…Yılanın aslı varken derisinden mi korkacağız..!

Yalnız değişmesi gerekenleri iyi bilmeliyiz. İnşaat yapılırken “kalıp”lar kullanılır değil mi!Beton dökülür atılır kalıp..Beton kalır sabit, kalıp atılır. O yüzden “kalıp”la “kalbi” karıştırmamamız gerekir.

“Bayram kalıp değiştirmek değildir. KALBİ DEĞİŞTİRMEKTİR, Kalbi yenilemek. Kirlerden arındırmaktır.”

Bakış tarzını değiştirmektir. Hasetliği fesatlığı çöpe atmaktır. Dili değiştirmektir, edepli olmayı şiar edinmektir.

KALIBI UNUTUN..!KALBE BAKIN..!

İslam, yücelmeyi, yükselmeyi ilke edinmiştir. Puta tapan, kız çocuklarını diri diri toprağa gömen bir zihniyetin nasıl yüce bir varlık haline dönüştüğü ortadayken ramazan ayının da bayrama bir hazırlık mahiyeti taşıdığı bilinirken neden kalıplarla, sahteliklerle, geçicilerle uğraşıyorsunuz ki.!. Ana kök kalbin yenilenmesidir, KİRLERDEN temizlenmesidir. Kalplerin de çamaşır suyuyla temizlenmeyeceğini bilmelisiniz.!

“Kısıtlı” bu tür bayramların son olmasını diliyor; zirve yapmış paklanmış bir “beyin ve ruh bütünlüğü” içinde “sağlık ve huzur dolu daha nice bayramlara ermeyi umarak aşağıdaki özlü sözlerle sizi baş başa bırakıyorum.

“KALP kırmak KABE yıkmak gibidir.” (Hz. Muhammed)

“KALP kör olduktan sonra gözlerin görmesinde hiçbir fayda yoktur.” (Hz. Ali)

“Ya inandığın gibi yaşarsın; ya da yaşardığın gibi İNANIRSIN.” (Hz. Ömer)

“Hayır işlerinde acele edin; çünkü arkanızdan ‘acele eden ECEL’ vardır.”(Hz. Ebubekir)

“Eğer KALPleriniz tertemiz olsaydı; Allah’ın kelamına doyamazdınız.”(Hz. Osman)

Tüm Yorumlar
kemal dinler20.06.2027-21:38:18 Erol Bey çaktırmadan Diyanete de vurmuşsunuz. Yani eleştirmişsiniz. Diyanetin siyasallaştırılmasının sakıncalarını da daha sonra sizin yorumunuzla okumak isteriz. Saygılar.
burhan sel20.06.2019-23:27:34 Kalp kırmak Kabe yıkmak gibidir" hadisini hatırlatmışsınız Erol Bey. Kalp kıran bir toplum olmuşuz. Böyle bir toplum İslam toplumu mu olur allah aşkına. Bize ne oldu anlamış değilim.
kemal veli 20.06.2014-11:41:24 Diyanet'le ilgili tespitlerinize katılıyorum. Çok isabetli yazınız için de teşekkür ediyorum.Diyanet de eleştirilebilir. Yanlışını yazmak karalamak değildir. Milli Eğitim'i Mniyeti Sağlık'ı eleştiriyorsak Diyaneti'i niçin eleştirmeyelim. Nihayetinde o da bir devletin kurumu.
emrah timuçin20.06.2006-22:28:52 çok teşekkür ediyorum. Doğru bir tespit. kalıpla kalbi karıştıran bir toplum içinde yer alıyoruz. Kalıp gösteriş ya belki ondan aldanıyoruz. Kaülp görünmüyor ya. Kalıba aldanıyor herkes.
1

Tüm Yorumlar

 
TSO
Arşiv
Anasayfa
Foto Galeri
Videolar
Köşe Yazarları
Hakkımızda
Reklamlar
Editör
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright © 2020 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.