Bugün 20 Eylül 2020 Pazar
“bayram” Münasebetiyle..!
Yaşadığımız olaylara menfi değil de müspet yönden bakmaya kendimi zorluyorum. Lakin bir türlü beceremiyorum. Gelin şu bayram münasebetiyle beraberce bir değerlendirelim.
26.05.2020MURAT ŞAMİL - info@duzceobjektif.comYazi Arşivi

1-Cuma ve cemaatle namaz kılma meselesi: Yöneticilerin aldığı bir kararla salgın sebebiyle camiler toplu ibadete kapatıldı. Ferdi olarak namaz kılınabilir dediler. Ancak birçok caminin tamamen kapalı olduğuna şahit oldum. Zira vakit namazlarına zaten üç beş ihtiyar geliyordu. Onlar için sokağa çıkma yasağı olduğundan camilerde cemaat kalmadı. Cuma namazları da fiziki mesafenin korunması kapsamında kılınmadı. Ramazan ayında bile Cuma kılamaz olduk. Bunlar yaşadığımız gerçekler.

Fakat gerçeklerin ötesinde yapılması gerekenler vardı. Dünyanın çeşitli yerlerinde salgın sebebiyle camiler kapatılmadı. İnsanlara nasıl davranmaları gerektiği öğretilerek Allah’ın emrettiği ve bir de hürriyetin timsali olan Cuma namazı kılındı. Bizde ise Diyanet konu üzerinde hiç kafa yormadı belki de yormak istemedi. Temsili Cuma namazı kılıyoruz diye açıklama ve bir de resim yayınlandı. Cuma namazı temsili kılınacak bir namaz değildir. Yüksek din kurulu denilen kurul uyduruk gerekçelerle buna kılıf arayacaklarına yüzyıllardır Cuma namazının neden ve nasıl kılındığını düşünmeleri gerekirdi. Moğol istilası sebebiyle bile Cuma namazı terkedilmeyen bir dinin temsilcileri olarak bugünkü bu kararları doğru bulmuyorum ve değiştirilmesini talep ediyorum.

2- Eşcinsellik meselesi: İnsan nüfusunun artması ve sapıklıkların yaygınlaşması sebebiyle bu illet on bin yıldır toplum hayatı içinde var. Düşünün Tevrat’a göre eşcinsellik lanetlenmiş bir hareket olarak görülüyor ve bu durumda olanların öldürülmelerini emrediyor. Tabi itiraz edenler olabilir. Onlara diyebileceklerim ellerine bir ahdi atik yani Tevrat alsınlar ve Tekvin bölümünü okusunlar. Kur’an-ı Kerim’de de eşcinsellik lanetlenir ve hatta bir kavmin yok edilmesine sebep gösterilir. Diyanet nedendir bilinmez bu salgın günlerinde birden bu konuyu gündeme taşımış ve temsili kılınan bir Cuma namazı hutbesinde dile getirmiştir. Ama aynı diyanet bu konu ile ilgili kanunlar çıkarılırken sesini çıkarmamış, haksızlık karşısında susmayı tercih etmiştir.

2014 yılında çıkarılan ve mecliste gurubu bulunan partilerin neredeyse tamamının oylarıyla kabul edilen ve kanunlaşan bu kanunların acilen iptal edilmesi ve Türk milleti ruhuna hitap edecek şekilde yeniden düzenlenmesini talep ediyorum.

3- Faiz meselesi: Emperyalizmin en önemli özelliklerinden biri geniş insan guruplarını yozlaştırıp kendine köle yapmak için çeşitli oyunlar sergilemektir. Hele insanları borç batağına sürüklemek ve böylece kendine köle yapmakta mahirdirler. Günümüz insanı inanç yapısına ters olmasına rağmen banka kredilerine ve dolayısıyla faize batırılmış, batırılmaya da devam edilmektedir. Sağ olsun bizim diyanet de bu durumu sadece seyretmektedir. Faizin bir toplum yapısını nasıl çökerttiğini anlatmaktan sanki kaçınmaktadır.

Camilerde (şimdilerde camiler kapalı) taharet nasıl alınırdan çok faizin ne kadar kötü bir şey olduğu anlatılsaydı belki daha iyi şeyler olurdu. Faiz yöneticilerin gerçekleri olabilir ama sen vatandaş olarak bu oyuna gelmezsen mesele kökünden hal olurdu.

4- İçki, kumar, zina meselesi: Yine toplumları ve nesilleri bozan hareketlerin başında bu illetler gelmektedir. Dinimizde bu illetleri kesinlikle yasaklamıştır. Kitabımızda açık hükümler vardır. Ama ne yazık ki diyanetimiz bu konuda da bir hayli yaya kalmıştır.

Toplum yapısını bozan aile kavramını kökünden değiştiren İstanbul sözleşmesi adı altındaki sözleşmelere karşı çıkmamış bırakın karşı çıkmayı ağzını açıp bir şey söylememiştir. Ama abdest nasıl alınır, ağız nasıl fırçalanır bundan söz edilmiş, asıl konular gündeme taşınmamıştır. Bunun vebalinden kurtulabileceklerini sanmıyorum. Yine diyanetten bu İstanbul sözleşmesi denilen “gayrimüslim sözleşmesi” nin iptali için emek sarf etmelerini talep ediyorum.

5- Kardeşlik bağı: Dünya coğrafyasının çeşitli bölgelerinde yaşayan Müslüman kardeşlerimize yapılan zulüm, işkence, katliam ve insanlık dışı hareketlere daha duyarlı olmalarını istiyorum. Doğu Türkistan, Arakan, Hindistan Müslümanlarına yapılan zulümler dayanılmaz bir hal almış olmasına rağmen yine diyanetten ses çıkmıyor. Orada yaşayanlar bizim köklerimiz ve onların yaşadıklarından bizim sınırsız ıstırap duymamız gerekirken bizim din adamlarımızdan ses seda çıkmıyor. Adeta bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla hareket ediyorlar. Artık bu konularda daha ciddi olmaları ve halkı bilinçlendirmelerinin zamanı geldi diye düşünüyorum.

Sevgili dostlar, daha birçok konu var, ancak yazımız fazla uzayınca okunma problemi oluşuyor. O yüzden burada kesiyorum ve sizleri, dünya Müslümanlarının özgürce dinini yaşayabilecekleri günlerde buluşmak dileğiyle saygıyla selamlıyorum. Bayramınız mübarek olsun.

Remzi Erdem-Mayıs 2020

Tüm Yorumlar
Şuan Kayıtlı Bir Yorum Bulunmamaktadır.İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Tüm Yorumlar

 
TSO
Öne Çıkanlar
Arşiv
Anasayfa
Foto Galeri
Videolar
Köşe Yazarları
Hakkımızda
Reklamlar
Editör
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright © 2020 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.