Bugün 20 Ekim 2019 Pazar
Seyyahların Gözünden “düzce Ve Nüfus Değişimi.”
“Düzce Ve Nüfus Değişimi.”
20.08.2019Nejat Özsoy - Yazi Arşivi
Seyyahlar gezdikleri coğrafyalardaki fiziki, sosyal, ekonomik, kültürel, demografik ve siyasi durumu seyahatnamelerinde bizlerle paylaşırlar. Seyyah yolculuğunu anlatırken bizlerde onunla birlikte bu yolculuğa çıkmış oluruz. Seyahat ve seyahatnameler insanlık tarihi kadar eskidir. Seyahatnameler geçmişten günümüze şehir tarihlerinin yazılmasına da önemli katkı sağlamaktadır. Kısacası seyahatnameler şehir tarihçileri için zengin bir veri kaynağı niteliğindedir.
Düzce’den geçen arkeologlar, büyükelçiler, misyonerler, askerler, akademisyenler, gazeteciler ve yazarlar Anadolu coğrafyasını inceleme ve geçiş amaçlı kullanmışlar ve seyahatlerinde tuttukları notları bizlerle paylaşmışlardır.
Hendek, Düzce Ve Bolu..
Fransız tüccarı ve gezgini Jean Baptiste Tavernier 1632 yılında Türkiye, İran ve Hindistan’a yaptığı gezilerin ilkinde İstanbul’dan Tokat, Erzurum, Erivan ve İran’a giderken Şubat ayı içinde Hendek, Düzce, Bolu yolu ile bölgemizden geçmiştir. 1676 yılında Paris’te yayınlanan gezi notlarında Düzce ‘Tuskebazar’ olarak ifade edilmektedir.(1)
Evliya Çelebi 1646 yılının Mayıs-Haziran aylarında Defterdarzade Mehmet Paşa ile İstanbul’dan Erzurum'a giderken, İzmit, Sapanca, Hendek, Düzce, Üskübü, Bolu, Gerede güzergâhı ile bölgeden geçmiştir ve Düzce’den ‘Düzce Pazar’ kasabası olarak söz etmiştir.(2)
Kâtip Çelebi’de 17. yüzyılın ortalarında kaleme aldığı Cihannüma adlı eserinde Düzce için ‘Düzce Pazar’ ifadesini kullanmıştır.(3)
1718’DE DÜZCE’DE NÜFUS:600
1844’TE AKÇAKOCA’DA NÜFUS: 2970
Düzce 18. yüzyılda ovada bulunan yerleşim birimlerinin merkezi konumunda olan küçük bir köy hüviyetindeydi. Nüfusu 1718’li yıllarda vergi alınan hanelerin belirtildiği avarız hane kayıtlarına (Vergi alınan birim ve ünitelerin tutulduğu defterler) göre kendine bağlı yerleşimlerle birlikte 600 dolayındayken,(4) 1831 tarihli nüfus sayımına göre 14 farklı divana ait 24 karyede Düzce Kazası’nın nüfusu 5892 civarındaydı.(5) 1844 yılına ait temettuat defterlerine göre ise Düzce ovasındaki üç birimde toplam nüfus 10565 civarındaydı. 1844 yılına ait temettuat defterlerine göre Akçakoca merkez ve kır nüfusu toplamı ise 2970 civarındaydı.(6)
Düzce, İstanbul ile Anadolu arasında bir geçiş noktası olması ve tarihi yapısı nedeniyle gezginlerin uğrak noktalarından biri olmuştur. 18. ve 19. yüzyıl mesafe haritalarında da geçiş noktası olarak gösterilen bir yerleşim yeridir. Osmanlı’da ticarî ve ekonomik faaliyetler, ordunun bir yerden bir yere sevki, merkezin taşradaki idari birimlerle irtibatının sağlanması gibi hususlar, düzenli olarak işleyen yol şebekeleri sayesinde mümkün olmuş ve memleketin dört bir tarafına ulaşan bir yol şebekesi kurulmuştur.
Anadolu’da sağ, sol ve orta kol olmak üzere üç ana güzergâhtan oluşan bu ana yolların orta ve sol kolu Üsküdar’dan başlayıp Düzce ve Bolu’dan geçerek Merzifon’a kadar aynı yolu takip etmekte ve buradan orta kol Musul ve Bağdat’a, sol kol ise Tebriz’e kadar uzanmaktaydı.(7) Osmanlı Devleti’nde bir kervanın durup geceyi geçirdiği, resmî evrak taşımakla görevli olan bir memurun belirli mesafelerde at değiştirmek, dinlenmek veya geceyi geçirmek için mola verdiği yer ya da bina için menzil tabiri kullanılırdı. Yol güzergâhları arasında belirli mesafelerle menziller bulunurdu. 1677 tarihli arşiv belgelerinde Düzce’nin Osmanlı Menzil Teşkilatı’na girdiği anlaşılmaktadır ve kayıtlarda ‘Düzce Pazarı Menzili’ olarak geçmektedir.(8)
Halk arasında Bağdat yolu olarak tanımlanan yol, elimizdeki bilgilere göre Düzce ovasına Hendek’ten Bıçkı (Yeşilyayla), Eğridere geçidi (şimdiki otoban güzergâhı) kanalıyla ulaşmaktaydı. Gümüşova Yongalık mevkiinden devamla Köprübaşıömerefendi köyü ve İstilli köyü civarından geçmişteki adı Sakarya (Melen köprüsü) olan ve günümüzde kalıntıları olan ve tekrar inşa edilen köprü civarından geçilerek şimdiki Eski Bağdat Caddesi istikametinden Düzce şehir merkezine varılmaktaydı. Yol buradan Üskübü’ye bağlanıyor ve Üskübü, Bakraz, Muncurlu, Üçköprü boğazı, Darıyeri istikametiyle Bolu’ya devam ediyordu. Ovadaki diğer yol güzergâhı da; Eğridere geçidinden ovaya girdikten sonra, Yongalık mevkiinden devamla Kışla (Gümüşâbȃd - Bağdat Caddesi), Çevrik (Cumayeri), Avlıyan köprüsü, Karaköy, Çilimli ve Vakıf üzerinden Üskübü idi.
Seyahat yazıları ve günlükleri ile tanınan İngiliz başrahip ve antropolog Richard Pococke, Filistin, Anadolu ve Yunanistan yolculukları esnasında 29 Nisan da Ankara’dan İstanbul yoluna koyulur ve 6 Mayıs 1740’da Düzce’den geçer. Düzce’yi birçok evin ve seyahat edenlerin konaklamasına kolaylık sağlayacak binaların olduğu bir köy olarak tanımlar.(9)
İspanyol gezgini Şövalye Ange de Gardane Anadolu seyahatinde 12-13 Nisan 1808’de geçtiği Düzce’yi orman içinde 50 kadar evin olduğu bir yerleşim yeri olarak belirtir.(10)

“DÜZCE’DE HEMEN HEMEN HER ERKEK SİLAH TAŞIYOR..”..!
İngiliz Diplomat ve Oryantalist Sir William Gore Ouseley 27 Ağustos 1812 tarihinde uğradığı Düzce’yi şöyle tanımlar: “…Postanenin üst katından Düzce’nin büyük bir kısmını kabataslak izliyorum. Bu köyde sıra halinde dükkânları (duvarları ağaç, çatısı kiremit) olan büyükçe bir pazar ve minaresi ile kendisi ahşap olan bir cami ve arkasında bir çeşme var. Günlerden Perşembe Pazar çok kalabalık çoğu dükkân ekmek, et, peynir, tütün, çay, şeker, barut, kilit, tarak ve kâğıt ile dolu. Dükkânlarda tüfek fişeği ve çakmaktaşı bolluğu var. Çünkü rağbet görüyor. Hemen hemen her erkek silah taşıyor ve en ufak bir olayda ya da sıklıkla eğlencede kullanıma hazır…”(11)
24 Mayıs 1830 tarihinde Düzce’ye gelen Amerikalı Protestan Misyoner çift Eli Smith ve Harison Dwight’in Ermenilere yönelik yaptıkları araştırmaların seyahat notlarında Düzce olarak belirttikleri ve tarihi yapılarına vurgu yaptıkları yer muhtemelen Üskübü olup, buranın yaklaşık 200 evi olan bir Türk köyü olduğunu yazarlar.(12)
Fransız Bilimler Akademisi ve Paris Arkeoloji Enstitüsü üyesi olan Charles Texier, Bayındırlık İşleri Müfettişi olarak 1833–37 yılları arasında Osmanlı topraklarındaki Fransız yatırımlarını teftiş ettiği sırada, Anadolu’nun büyük bir bölümünü gezdi. Kitabında Düzce’den de bahseder: “Sakarya nehrini geçtikten sonra, bir postanesi bulunan Çandak (Hendek) adındaki köye gelinir. Ötede beride rastlanan bazı eski eserlerin izlerinden, sürekli olarak Romalıların doğuya giden ana yolu üzerinde bulunulduğu anlaşılır. Sonra oldukça açık ve iyi ekilmiş bir ovadan geçilerek, adı Dusae Pros Olympum adını hatırlatan ve tarihi, çoğu mesafe haritaları üzerinde iyi bilinen bir küçük kasaba olan Düzce (Dustche)’ye ulaşılır. Otter, gezisi sırasında eski şehir ile bu küçük köyü belirleyen ve ondan beri bu görüşü muhalefete uğramayan ilk yazardır. Bazı eski eserlerin izleri bu köyün gerçekte eski bir durak yerinde kurulmuş olduğunu gösterir.”(13)
İngiliz doktor, coğrafyacı ve jeolog William Ainsworth 1838 yılında İstanbul’dan başlayıp, Karadeniz’i kat ederek Ankara’ya ulaştığı gezisinde 25-28 Eylül tarihleri arasında Düzce, Üskübü ve Akçakoca’da bulunur. Ainsworth Düzce için neredeyse 20’den fazla evi olan bir kasaba tanımını yapar.(14)
Türkiye’de araştırmalar yapan Fransız coğrafyacı, mühendis ve gezgin Xavier Hommaire De Hell 1847 yılının 7, 8, 9, 10 Haziran tarihlerinde Melen nehri Karadeniz çıkışı, Akçakoca ve Üskübü’de meteorolojik gözlemler yapmıştır. Seyahatinde ressam arkadaşı Jules Laurens kendisine eşlik etmiş ve Üskübü’yü dair resimler yapmıştır.
Laurens'in Konuralp'teki antik tiyatroyu gösteren resmi Düzce yöresinin çizilmiş en eski resmidir.(15)
Osmanlı hizmetinde çalışmış ve arkeolojiden tarihe pek çok kitap yazmış olan Alman doğubilimci Andreas David Mordtmann’ın 1850 ila 1859 yılları arasındaki Anadolu seyahatlerinde 20 Ekim 1856 yılında uğradığı Düzce’yi orman içinde 60 kadar binası ve yıkık bir camisi olan oldukça fakir bir kasaba olarak belirtir.(16)
“DÜZCE, DÜNYANIN EN VERİMLİ OLMASI MUHTEMEL BİR YER..”
1861 yılının Temmuz ayında Düzce’ye gelen Fransız arkeolog Georges Perrot Düzce ovası için: “…dünyanın en verimlisi olması muhtemel”(17) değerlendirmesini yapar. Alman harita subayı Walther Von Diest 1886 yılının Kasım ayında geldiği Düzce için: “Düzce’nin şimdiki kaymakamlığında eski zamanda, bana göre kayda değer yerleşim yoktu. 1819’da Ker Porter burada mermer bezekler, mezar ve kuyu dirsekleri bulmuş ama bunların Beyköy’den buraya getirildiklerini düşünüyorum. Yoğun araştırmama karşın başka antik taş bulamadım. Düzce tamamen düzlükte, 3 km çevresinde en ufak bir yükselti bulunmuyor. Tarihi kaynaklarda ve Peutinger Levhasında belirtilen ‘Dusae pros Olympum’ adında antik bir şehir burada kurulmamıştır. Dusae ve Düzce’nin ses benzerliği, Küçük Asya’da hiçbir zaman arkeolojik şekilde bağdaştırılmamalı. Düz Türkçe’de ‘düz’ demektir, Düzce ‘küçük düzlük’ veya ‘düzlükte küçük bir yer’ anlamına gelir”(18) ifadesini kullanır.
1886 tarihinde yayınlanan Memalik-i Devlet-i Osmaniyye isimli eserinde Ali Saip Bey, İzmid sancağının coğrafi özelliklerini anlatırken Düzce ve yakın coğrafyasından şu şekilde bahseder: “…Bolu sancağı muzâfâtından Düzce kazasıyla Gümüş nahiyesi ve anif-üz zikr Hendek nahiyesi aralarında vaki olan Efteni nam gölün suyu leziz ve etraf ve eknâfı ağaçlık ve sazlık olup derunundan balık sayd olunur. Ve Bolu dağlarından zuhur ve Düzce ve Üsküp namı diğer Kasaba aralarından murur eden Milan suyu Bolu ve İzmid sancaklarının hadd-fasıl olarak Karadeniz’e mensup olur ve Adapazarı arazisinden cenubden şimâle Sakarya nehri ceryan eder.”(19)
1844 yılında merkez nüfusu tahminlerimize göre 250-300 civarında olan Düzce’nin merkez nüfusu, 1890’lı yıllarda 1568’e, 1896’da 1664’e, 1913’de 3430’a, 1927’de 5937’ye, 1935 yılında yapılan nüfus sayımında da 6476’ya ulaştı.(20) 1859’lu yıllarda Kafkasya’dan başlayan göç dalgası ile Düzce yoğun bir göçmen nüfusu almaya başlayarak gelişip büyüdü. 19. yüzyılın ikinci yarısında göçlerle birlikte Düzce’de yeni köyler kurulmuş nüfusu hızla artmıştır.

Not: Bu yazı 1. ULUSLARARASI DÜZCE TARİH ve KÜLTÜR SEMPOZYUMU yayını olan “TARİHTE DÜZCE’DEN GEÇEN SEYYAHLAR VE KAYNAK ESERLERİ” adlı makale kapsamında hazırlanmıştır.
Kaynak ve Dipnotlar:
1 Jean Baptiste Tavernier, Les six voyages de Jean Baptiste Tavernier, Paris 1676, s.9.
2 Yücel Dağlı-Seyit Ali Kahraman, Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 2. Cilt 1. Kitap, Yapı Kredi Yayınları 2011, s. 201.
3 Cihannüma, Kâtip Çelebi, Müteferrika Baskısı 1732, s. 653. - Cihannüma adlı eserinde Kâtip Çelebi Konrapa ve Düzce’yi: “Konrapa Üskübü cenûbun da (güney) Bolu’dan bir menzil garba (batı) yirmi karyeli bir kazadır. Nice hanları vardır. Hafta pazarı durur, mahsulü pirinç ve kaymağı olur. Cenûb tarafında Uğur suyu derler bir nehir olup Efteni gölüne mensup olur. Düzce pazarı dedikleri anayol üzerinde hanları bulunan bir yerdir. Etrafında dağlar içinde birkaç karyesinden ibarettir ki pazarı o hanlar yanında durur ve çeltikleri nehirleri Melenden gelen sudan temizlenir. Halkı camız (manda) besleyip saf kaliteli pirinç yetiştirirler. Bolu tarafına ve Mudurnu canibine düşen dağlarında zerdeva (ağaç sansarı) denilen kürkü değerli bir hayvan ve yaban tavuğu bulunur.” diye tasvir eder.
4 Zeynel Özlü, “Tanzimat Döneminde Bir Batı Karadeniz Kenti: Düzce (Sosyo – Ekonomik Analiz)”,http://www.bap.duzce.edu.tr/bapprojesonuc/Tanzimat_Doneminde_Bir_Bati_Karadeniz_Kenti_Duzce_BAP.pdf, s. 18. Erişim:11.11.2011
5 Mustafa Keskin, 1831 Tarihli Nüfus Sayımına Göre Düzce, Düzce Belediyesi Kültür Yayınları, Kasım 2014, s. 11. - Zeynel Özlü, Batı Karadeniz’de Antik Bir Osmanlı Kenti: Prusias ad Hypium, Üskübü (Konuralp), İstanbul 2008, s. 41. - Zeynel Özlü, 19. Yüzyılda Bir Batı Karadeniz Kenti Gümüşâbâd/Gümüşova (Sosyal-Kültürel ve Ekonomik Durum), İstanbul 2015, s. 26 - Zeynel Özlü, 18. ve 19. Yüzyıllarda Karadeniz’de Bir Kıyı Kenti: Akçakoca, İstanbul, 2008, s. 23.
6 Zeynel Özlü, 18. ve 19. Yüzyıllarda Karadeniz’de Bir Kıyı Kenti: Akçakoca, s. 91, 92.
7 İsmet Miroğlu, “Osmanlı Yol Sistemine Dair”, Tarih Enstitüsü Dergisi, Sayı 15, 1997, s. 241. – İzzet Sak, Cemal Çetin, “17. ve 18. Yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nde Menziller ve fonksiyonları: Akşehir Menzilleri Örneği”, S.Ü. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı 16, Konya, s.182.
8 Hikari Egawa – İlhan Şahin, “From Bazaar to Town: The Emergence of Düzce”, Kyoto Bulletin of Islamic Area Studies, 3-1 (Temmuz 2009) s. 297,299. – Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Maliyeden Müdevver Defterler (MAD), no.4108, s.33.
9 Richard Pococke, A Description Of The East, and Some Other Countries, Vol. 2 - Part 2, London 1745, s. 94.
10 Ange De Gardane, Journal d’un voyage dans la Turquie d’Asie et la Perse, fait en 1807 et 1808, Paris 1809, s. 118.
11 William Ouseley, Travels in various countries of the East: more particularly Persia, Volume 3, London 1823, s. 508, 509.
12 Eli Smith – Harrison Gray Otis Dwight, Missionary Reserches in Armenia: İncluding a Journey Through Asia Minor, London 1834, s. 28. – Not: O yıllarda Düzce ovanın merkezinde yer alan bir yerleşim yeri olsa da hane ve nüfus açısından Üskübü daha kalabalıktı.
13 Ali Suat, Küçük Asya Coğrafyası, Tarihi ve Arkeolojisi, 1. Cilt 10. Bölüm 2. kitap, Ankara 2002, s. 139. – Metinde ismi geçen İsveç asıllı Fransız gezgin Otter Mayıs 1743’te Basra’dan başlayan yolculuğunda 15 Eylül’de Düzce’den geçmiştir.
14 William Ainsworth, Travels and researches in Asia Minor, Mesopotamia, Chaldea, and Armenia, 1. cilt, London 1842, s. 30.
15 P. Bertrand, Voyage en Turquie et en Perse execute par ordre du governement français pendant les annees 1847 et 1848, Paris 1860, s. 208, 209, 230, 231, 232.
16 A. D. Mordtmann, Anatolien, Skizzen Und Reisebriefe Aus Kleinasien (1850-1859), Eingeleitet und Mit Anmerkungen Versehen Von Franz Babinger(Franz Babinger’in takdimi ve tanıtımlı Gözetimiyle), Hannover 1925.s.271-272.
17 İbrahim Bozbıyık, “1856 – 1878 Arası Dönemde Kafkasya Bölgesinden Düzce Havalisine Yapılan Göçler”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Yakınçağ Tarihi Bilim Dalı Doktora Tezi, Kayseri, Aralık 2014, s. 104. - 157 yıl önce George Perrot’un Düzce seyahatinde geçen bir pasajı sizlerle paylaşıyoruz. 21 Temmuz 1861 Düzce: “...Sabah saat yedide, Olimpiya’daki bazı köyleri yürüyerek gezmek üzere Mehmet’le hareket ediyoruz. Sırtımızda eşyalarımızın olmaması ne büyük mutluluk! Bir ara ağırlıklı olarak Türklerin yaşadığı, Adapazarı yolu üzerindeki posta istasyonunun olduğu Düzce’de mola veriyor ve müdürü ziyaret ediyoruz. Müdür tahtına kurulmuş vezir edasıyla karşılıyor ve bize kahve ikram ediyor; yeniden yola koyuluyor ve neredeyse tamamına yakını işlenmemiş, bakımsız, çorak kalmış, buna rağmen dünyanın belki de en güzel ve bereketli ovalarından birinden geçiyoruz. Bütün yol boyunca Mehmet’le, sürücümüzle ve atları kiraladığımız kişiyle paşaların, kaymakamların, müdürlerin irili ufaklı yolsuzlukları hakkında laflıyoruz. ‘Bolu kaymakamı şimdi Üskübü’de’ diyor sürücü. ‘Müdür ipekten hediyeler, tütün vs. verecek, yoksullara yardım dağıtacak, sonra da onları iki misli geri alacak. Bütün bu müdürleri, kaymakamları, paşaları iyi bilirim ben’ dedi Mehmet.
– Ne dolaplar çevirdiklerinden haberim var.
– Sahi sen uzun zamandır paşanın yanındasın; senin paşa da çok yiyor mu? (Türkçede yemek çalmak anlamında bir tabir)
– Elbette; onsuz paşa olunur mu?
– Ya siz diğer zaptiyeler, siz de onun gibi değil misiniz? Sen de yiyorsun değil mi?
– Eh sayılır; ben de Türk değil miyim sonuçta? …”
- Georges Perrot, Souvenirs d’un Voyage en Asie Mineure, Paris, 1864, s. 252, 253.
18 İbrahim Bozbıyık, a.g.t, s. 104, 105. - Alman harita subayı V. Diest'in yanında 1886 yılında Düzce'ye gelen Teğmen Otfried Prinz von Schönaich-Carolath tarafından 8,9 ve 10 Kasım 1886 tarihlerinde çekilen 6 adet fotoğraf Walsleben Fotografik-Sanatsal Enstitüsü (Polonya/Breslau) tarafından 1889 yılında tanesi 0,50 Mark’tan meraklılarına satılıyordu. Bu fotoğraflar;
-Üskübü'nün güneyden genel görünümü,
-Üskübü'de 2 yazıt,
-Üskübü'de bir yapının üzerindeki yazı,
-Bir çiftlik avlusundaki heykel,
-Derdin boğazında ön planda güzel bir avlu ve arkasında köyün geri kalanı ve Uğur köyünde, köyün kurucusu Abaza Mehdi Bey'in evinin önünde çekilen fotoğraf. Bu fotoğraflar belki de Düzce yöresinin bilinen en eski fotoğraflarıdır.
19 Resul Narin, “Osmanlı Dönemi Haritalarında Kocaeli’ne Dair Tespitler”, Uluslararası Gazi Süleyman Paşa ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu - III, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yayınları No:38, Kocaeli 2017, s. 1559 - Ali Saip, Memalik-i Devlet-i Osmaniyye, İstanbul 1304, s.248-250.
20 Nüfus bilgilerinin derlendiği kaynaklar: Vital Cuinet’in 1890 yıllarında 19. yüzyıl Osmanlı Sancaklarının ve sancaklara bağlı kazaların yönetim, nüfus, idari, etnik, dini, coğrafi ve sosyo-ekonomik yapısı ile üretim gelirleri üzerine yaptığı çalışma, 1896 yılı Kastamonu Vilayet Salnamesinde Düzce Merkez nüfusu bilgileri, 1913 yılı Kasım ayında Düzce’yi ziyaret eden Ahmet Şerif Bey’in Anadolu’da Tanin dergisindeki makalesi ve 1967 yılı Bolu il yıllığıdır.



 
Tüm Yorumlar
Şuan Kayıtlı Bir Yorum Bulunmamaktadır.İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Tüm Yorumlar

 
Arşiv
Anasayfa
Foto Galeri
Videolar
Köşe Yazarları
Hakkımızda
Reklamlar
Editör
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright © 2019 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.