Bugün 20 Ekim 2019 Pazar
“kurbanlık Medya ” Çözüm-süz, Çare-siz..!
Çözüm-Süz, Çare-Siz..!
17.08.2019Erol TAYHAN - eroltayhan@hotmail.comYazi Arşivi
“Kurban Bayramı” tabii ki dini bir terim. İslam inancına göre dini ‘iki bayram’dan biri…Ancak kelime olarak “kurban” nedir derseniz geniş bir açılım  gerektirir…Türkçeye Farsça’dan; Farsça’ya da Arapça’dan geçmiş bir sözcüktür kurban..!Arapça  k-r-b kökünden türeme ..!
Dini anlamda kurbanın da kurbanlığında şartları bellidir, açıktır ve sarihtir. “İnandım” diyen her mü’min az çok konuyla ilgili bilgi sahibidir. Ne’yi nasıl “kurban” edeceğini üç aşağı-beş yukarı bilir..!Koçtur ya da danadır..!Hindi veya horozdan kurban olmayacağını da bilinir. Bellidir yani.
Peki “belli olmayan” nedir!  Net olmayan kapalı bir kutu gibi duran “medyanın içinde bulunduğu durum”dur..!
Böyle mübarek bir gündemaalesef üzerinde durulması gereken; araştırılması, konuşulması, tartışılması gereken; incelenmesi ve irdelenmesi gereken ana konudur : “kurbanlık medya...!”
“MEDYA KURBANLIK”  MI..!
Kafanız mı karıştı..!
Evet kurbanlıktır medya..!Daha açık bir ifadeyle “kurban ediliyor medya”; kurban..!
Sırt üstü yatırılmış “kurbanlık koç” gibi bekletiliyor “kurbanlık medya”..!Sözüm ona “eli bıçaklı kasap” başında tabii…Gözleri “kara bir havlu”yla karartılarak bekletiliyor medya..!
Eli keskin bıçaklı kasap kellenin başında..!
Tekbir de getirilmeden besmelesiz ve çaresiz..!
Evet gazeteler bitiyor, televizyonlar batıyor..!
Konuya dikkat çeken Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkanı Yılmaz Karaca’da Anadolu basının çok zor durumda olduğuna dikkat çekerek, gerekli tedbirlerin alınmaması  ve çözüm önerilerinin bulunmaması halinde bu yıl içerisinde Anadolu’da 200 civarında gazetenin kapanacağı uyarısında bulundu…!
“İhale ve icra ilanlarının” kaldırılacak olması ve gazetelerden“borcu yoktur” yazısının istenmesi ve “alacaklarının vergiden kesilmesi” yerel gazeteleri içinden çıkılamaz bir girdabın içine sürükleyecektir.
Her geçen gün artan maliyetler ve gazetelerin karşılaştığı güçlüklere karşı gerekli tedbirlerin alınmaması halinde; batan, çöken, yok olan gazeteler için yarın gözyaşı dökmenin hiçbir fayda sağlamayacağı aşikardır.
Yetkilileri, seçilmişleri, özellikle “kanun yapıcıları”tedbir almaları konusunda uyarmayı bir görev telakki ediyorum. Yerel gazeteler bu raddeden sonra çırpındıkça batacaklardır. Zor şartlar gazeteleri uçurumun kenarına itmiştir.Çaresizlik bunalımı, bunalımda çöküşü getirecektir. Tedbir ve çare şarttır..!
Buişin sonu beraberinde Anadolu’da “Gazeteciliğin ölmesi” anlamı taşımaktadır. “Gazetecilik” öldükten sonra tabii ki “gazeteci” de çalışma ortamı bulamayınca  “mevta” olacaktır.! Mevta..!
Acı ama sonuç itibariyle “mevta bitiştir…”
MEDYA FARELERİ SİNSİCE SALDIRIYOR..!
İşin garip yanı “Kurban” olan ve “kurbanlık” olan medya olmasına rağmen medya organları içindeki “Medya Fareleri”nin “sinsice “kendi organlarını kemirmeye” çalışması üzücü; üzücü olduğu kadar da düşündürücüdür.
Kendi meslektaşını, kendi kurumunu kendi kökünü ocağını kemirenden ne beklenir ki..!Gazeteleri “daha satılmadan batırmaya”; televizyonları da “daha kapanmadan öldürmeye” çalışmak ancak “kemirgenlerin işidir”...!
Gazetecilik kisvesi altında kendi meslek organını kemirenguruba bu şekilde saldırmak, haksız itham ve iftirada bulunmak ancak bir “kemirgen hastalığı” olarak izah edilebilir. Kemirgenlikle gazetecilik karıştırılmamalı…!
Tehdit ve şantajla “aba altından sopa göstererek” gazetecilik  (sözüm ona) televizyonculuk” yapmaya çalışanlar bu alemden bir-bir silinip gittiler. Böylelerinin de sonunu görmek için müneccim olmaya gerek yoktur..!
Aramızda “dil cambazlarını” ya uyaralım ya da dışlayalım. Veya “örgütlü meslek örgütlerine destek olarak dayanışmayı sağlayalım”  yoksa yarın bir gün “kendi cenazelerimiz için toprak veya çamur üreten yeni uydurma cambazları yaratmış ve yaşatmış olacağız…Böyle bir hareket  millete de memlekete de “ihanet” anlamı taşır.
Türkiye Cumhuriyeti(TC)’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, birileri gibi “basına güvenme” dememiş bilakis tarihi bir söylemle yıllar önce “BASIN MİLLETİN MÜŞTEREK SESİDİR” diyerek basının sesinin kısılması halinde milletin sesi ve soluğunun da kesileceği mesajını vermiştir.
Basınla millet eşdeğerdedir. Basının sesini kısmak veya kesilmesine katkı sağlamak milletin sesi ve soluğunu kesmek anlamı taşır.Yardım ve yataklık cezayla eşdeğerdedir biliyorsunuz.
Basın öldü mü millet de ölmüş demektir. Milletin sesini duyuran yansıtan organlar ölürse millet çilesini veya sevincini nasıl yansıtacaktır..!
Gazete ve televizyonlar önce kendileriyle ilgili kendi meslektaşlarının  “batış” ve “bitiş” haberleri ile ilgili “pervasızca” yazıp çizmeyi (argo tabirle atıp tutmayı) bırakmadıkları sürece bu mesleğin ayağa kalkması, gazetecilerin Televizyoncuların kendine gelmesi,  mümkün değildir..!
BU MESLEKTE ÇÜRÜME “İÇERDEN BAŞLAR”!
Her meslekte yıkım önce içerden  başlar. Hele hele “gazetecilikte çürüme, körelme ve yok olma önce içeriden başlar..”
Kapanmadan “karardı” demek. Satılmadan el değiştirdi “battı” demek kime ne kazandıracak bu mesleğe ne katacak Allah aşkına ..!
Bir gazete battı mı, bir televizyon kapandı mı sevinen yarın “kendi mezarına  toprak-çamur atıyor” demektir.
İnsan kendi mezarına toprak atabilir mi!
İnsan kendi yüzüne gözüne çamur sıvayabilir mi..!
“Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi”nin“Gazetecinin Temel Görevleri ve İlkeleri” başlığının 6. Maddesi aynen şöyle der:” Gazeteci; bilgi, haber, fotoğraf, görüntü, ses, belge elde etmek için yanıltıcı yöntemler kullanamaz.”
Gazeteci , yanıltıcı yöntemler kullanamaz..!
Bu işin bir yönü..
Yukarıda bahsettiğim “Kurbanlık Medya” söylemimde bununla bağlantılı.
Gazetelerin Televizyonların her gün artarak “iflas” etmesi “kapanması” veya “”satılarak “ el değiştirmesi beraberinde “Kurban bayramını bayram heyecanıyla göremeyen gazetecilerin artarak devam ettiği anlamı taşıyor.
“İŞSİZ GAZETECİ ORDUSU” yarın toplumda içinden çıkılmaz yaralar açacaktır. Eli kalem tutanın bunalımı, devleti de milleti de mutsuzluğa itecektir.
Kurbanı göremeyen “kurbanlık gazeteciler” gün be gün artarak devam ediyor…! Ağlanacak halimize gülerek “karalamalı haberler”  yaparak cenazeyi içinden çıkılamaz bir girdabın içine atıyoruz.
“Medya cenazeleri” gün geçtikçe artıyor. Çare olma ve çare bulma yerine “kendi mezarlarımızı gülerek alay ederek hafife alarak, karalayarak, kara toprağı yüzümüze gözümüze fırlatmak ne insanidir ne de ahlaki…!
Başlıkta “Kurbanlık Medya Çözüm-Süz, Çare-Siz..!” dedim ama şunu unutmayın:
“Çözüm de çare de SİZ SİNİZ SİZ…Siz..!
(Bu duygularla daha nice bayramlara sıhhat ve selametle ermenizi  diliyor; hayırlı ve huzurlu yeni bir bayram özlem ve idealiyle öncelikle ilgiye ve sevgiye muhtaç cefakar meslektaşlarım başta olmak üzere beni anladığınızı düşündüğüm saygıya layık okurlarım sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. E.T.)

 
Tüm Yorumlar
Şuan Kayıtlı Bir Yorum Bulunmamaktadır.İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Tüm Yorumlar

 
Arşiv
Anasayfa
Foto Galeri
Videolar
Köşe Yazarları
Hakkımızda
Reklamlar
Editör
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright © 2019 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.